Şiir Değirmeni

Çeviri edebiyatı erek dile mi gönderir, toprağa mı ? Yazara ihanet midir, ibadet mi ? Duygu kaybolur mu, yoksa yeniden mi can bulur?

Burası yabancı dildeki şiirlerin Türkçe'ye çevirisini severek yapan birkaç çevirmenin mekanı. Biz paylaşmaktan keyif alacak, yapıcı her eleştiriye de açık olacağız. Herkesi değirmenimize ziyarete bekleriz..

Mehmet Yonar
Mete Güre etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mete Güre etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Şubat 2010 Pazar

Dance Song

This breath is not any other breath.
Not breathed before, not breathed again.
In a now without a then
it interleaves me with my death.

So for a moment I am free.
Once I breathe, and only once.
Wind blows me and I dance,
willow leaf on willow tree.

-Ursula K. LeGuin

-------------------------------------------------------------------

Dans Şarkısı

Herhangi bir nefes değil bu nefes.
Daha evvel hiç alınmadı, tekrar alınmayacak.
'Bir zamanlar'dan azad bir şimdide
beni ölümümle arındırıyor.

Ve bir dakikalığına özgürüm.
Tek bir nefes, sadece tek.
RÜzgar uçurur beni ve ben raks ederim,
söğüt ağacındaki söğüt yaprağı gibi.

Çeviren: Mete Güre

5 Ağustos 2009 Çarşamba

Love Compared
by Nizar Qabbani

I do not resemble your other lovers, my lady
should another give you a cloud
I give you rain
Should he give you a lantern, I
will give you the moon
Should he give you a branch
I will give you the trees
And if another gives you a ship
I shall give you the journey.

-----------------------------------------------

Onlarınki Aşk mı?

Ben diğer aşıklarına benzemem, hanfendi
biri sana bulutları verse
ben yağmuru veririm
Hani sana bir kandil verseler, ben
ayın kendisini veririm
Verdikleri sadece bir dal mı?
ben sana tüm ağaçları veririm
Birisi sana bir gemi veriyorsa
ben yolculuğun kendisini veririm.

Çeviren: Mete Güre


31 Mart 2009 Salı

Nine Lines, August 9 ~Ursula K. LeGuin

The gold of evening is closing,
drawing in, tightening.
The light is losing. It is
a little frightening
how fast August goes.
Others have noticed this.
The cat on his concealed switchblade toes
comes by, and what he says
is silent, but enlightening.


Dokuz Çizgi, 9 Ağustos

Akşamın altın küresi yitiyor,
dibe çekiliyor, daralıyor.
Işık soluyor. Düşününce,
doğrusu biraz ürkütüyor,
Ağustos böylesi hızlı geçince.
Birileri fark etti bunu.
Gizlediği pençeleriyle kedi,
gelir bu yana; sözleriyse
sessiz, fakat aydınlatıcı.

Çeviren: Mete Güre

30 Ocak 2009 Cuma

Invocation / Dua

Invocation by Ursula K. LeGuin.

Ride beside me.
Sleep beside me,
brother ghost
never born.
Be my guide
when I'm lost
and alone.
From your distance
bring me close
to the bone.
Ride with me where I must go.
Dream in me what I must see.
Be what I cannot be.
Be almost me,
brother ghost.
Let me be other,
almost brother.
Set me free.
Ride beside me.
Sleep with me.

Dua

Yürü yanımda.
Uyu yanımda,
hayalet kardeşim,
hiç doğamadın.
Rehberim ol
yolumu kaybetmiş
ve yalnızken.
Ta oralardan
yakın kıl beni
biraz daha, tenime.
Yürü benimle o yere, gitmem gerekene.
Hayalini kur bende, görmem gerekenin.
Olamadığım ol.
Neredeyse ben ol,
hayalet kardeşim.
Bırak diğeri ben olayım,
neredeyse kardeşim.
Özgür kıl beni.
Yürü yanımda.
Uyu benimle.

Çeviri: Mete Güre

5 Ocak 2009 Pazartesi

Old

Old
For Naomi Replansky

My mother-body held me tight.
I sucked the flowing world from her,
the sweet air, the warm light,
and she sang sleep to me at night.

There's no more comfort in her breast
and only distance in her arms.
She no longer holds me close.
"Go on," she sings now, "little ghost."

-Ursula K. LeGuin


Eskiden
Naomi Replansky için

Annem sıkı sıkı sardı beni.
Akan dünyayı emdim ondan,
tatlı havayı, ılık ışığı,
ve o beni şarkılarla gönderirdi uykuya.

Koynunda artık rahat kalmadı
kollarında ise ancak mesafe var.
Artık yakınında tutmuyor beni.
"Git artık," şarkı söylüyor, "küçük hayalet."

Çeviren: Mete Güre

18 Aralık 2008 Perşembe

SICKLY ROSE by Edgar Allan Poe

O Rose, thou art sick!

The invisible worm

That flies in the night,
In the howling storm,

Has found out thy bed
Of crimson joy:

And his dark secret love

Does thy life destroy.

-----------------------------------------

HASTA GÜL

Ey gül, ölüyorsun!

Uluyan fırtınada

O görünmez kurtçuk

Geceden uçarak

Girdi yatağına,

Kızıl hazdan yatağına:

Ve adamın gizli kara aşkı

Şimdi kast ediyor hayatına.

Çeviren: Mete Güre

27 Kasım 2008 Perşembe

ETERNITY

He who binds to himself a joy
Does the winged life destroy;
But he who kisses the joy as it flies
Lives in eternity’s sun rise.

-Edgar Allan Poe
--------------------------------------

SONSUZ

Tek bir neşeye tutsak eden kendini,
Uçucu hayatını heba edendir;
Fakat yetinen tek busesiyle gidenin
Nice sonsuz gün doğumlarını görendir.

Çeviren: Mete Güre

25 Kasım 2008 Salı

A Rose's Weeping / Bir Gül Ağlar

A Rose’s Weeping

How did you slip from between my fingers
Like a drop of water
How did you leave my nest
Like a pigeon’s chick
How did you ascend suddenly
From your mother’s lap towards the sky!

I still hear you crawling
In the house’s corridors …………

I still hear the sound of you babbling
In the sound’s echo ……..

My tears and the milk in my breast are still calling
My darling wake up – even for a second -
From your eternal sleep!

-Majed Ebu Goush

----------------------------
Bir Gül Ağlar

Nasıl da kayıp gittin elimden
Küçücük bir damla su misali
Nasıl da terk ettin yuvamı
Bir yavru güvercin misali
Nasıl da yükseliverdin sen
Ananın koynundan semaya doğru...

Emekleyişini duyarım hâlâ
Evin boş koridorlarında.........

Ve gülücüklerin, duyarım hâlâ
Boş yankılarda.........

Gözyaşım, göğsümdeki süt bekler hâlâ
Uyan, tatlım, uyan, bir saniye bile olsa,
Uyan artık, ebedi uykundan!

Çeviren: Mete Güre

-------------------------

Ç.N.: Bu şiirin aslı Arapça'dır. Bir arkadaşımın isteği üzerine şiirin İngilizce çevirisinden yaptım Türkçe çevirisini.

21 Kasım 2008 Cuma

Funeral Blues


Funeral Blues

Stop all the clocks, cut off the telephone,
Prevent the dog from barking with a juicy bone,
Silence the pianos and with muffled drum
Bring out the coffin, let the mourners come.

Let aeroplanes circle moaning overhead
Scribbling on the sky the message He Is Dead.
Put crepe bows round the white necks of public doves,
Let the traffic policemen wear black cotton gloves.

He was my North, my South, my East and West.
My working week and my Sunday rest,
My noon, my midnight, my talk, my song;
I thought that love would last forever; I was wrong.

The stars are not wanted now: put out every one;
Pack up the moon and dismantle the sun;
Pour away the ocean and sweep up the wood;
For nothing now can ever come to any good.


~W.H. Auden
---------------------------

Cenaze Havası

Durdurun saatleri, kesin telefonları,
Tutun köpeği, bitsin mutlu havlamaları,
Susturun piyanoyu, gümlesin sessiz davullar
Getirin kefeni, şimdi, başlasın ağıtlar.

Başlasın uçaklar tepede dönmeye,
Yazsınlar semaya, 'O Öldü' diye.
Bağlayın kara kurdele beyaz güvercine,
Dönsün polisler siyah pamuk eldivene.

O benim Kuzeyimdi, Güneyimdi, Doğumdu ve Batımdı.
Çalışma haftam ve Pazar sabahımdı,
Öğlenimdi, geceyarımdı, sözümdü, şarkımdı;
Aşk sonsuz diye inanırdım; benim sanrımdı.

İstenmiyor artık yıldızlar, sondürün her birini;
Örtün, saklayın ayı ve karartın güneşleri;
Kurutun okyanusu ve sökün ormanları;
Artık hiçbirinin dokunmaz bana hayrı.

Çeviren: Mete Güre

Not: Doğrusu "polisin siyah pamuk eldivenleri" için bizim kültüre uygun nasıl bir alternatif getirebileceğimi bilemedim. Sonuçta bizde siyah eldiven giyilmez yas belirtisi olarak... Tabi ki kafiyeyi bozmaması da tercihimdir. Fikriniz varsa memnuniyetler duymak isterim.

19 Kasım 2008 Çarşamba

Unfaded

Unfaded

The dead are villains we pretend to love.
Their waxy faces a serene reproach.
We learn their secrets with distaste:

the things they did make them at least
as bad as we are – even worse because
they’re dead, and we’re alive and might improve.

The dead are villains we pretend to love.
They died deliberately to spite us,
To leech our lifeblood for their awful dryness.

We clothe their faults in all the virtues
they never had, to keep them in their place,
where they should stay, away from us.

The dead are villains we pretend to love
though every now and then we hear their voice
speaking exactly as they spoke to us,

and see their smiles again as they once smiled,
and their hair unfaded as it was in life.

-Jamie McKendrick


Ağarmamış Saçlar

Ölüler severmiş gibi yaptığımız kötülerdir.
Mum gibi yüzleri huzurlu bir utançla dolu.
Sırlarını hoşnutsuzca öğreniriz:

Yaptıkları şeyler onları en az bizim kadar
kötü yapar - hatta daha da fazla çünkü,
onlar ölü, biz ise canlıyız ve düzelebiliriz.

Ölüler severmiş gibi yaptığımız kötülerdir.
Bizi üzmek için bilerek öldüler, emmek için
kanımızı, kendi korkunç susuzluklarını gidermek için.

Hatalarını kumaşlarla örteriz, tüm erdemlerden
dokunmuş, hiç sahip olmadıkları, tutmak için onları
yerlerinde, kalmaları gereken yerde, bizden uzakta.

Ölüler severmiş gibi yaptığımız kötülerdir,
yine de arada sırada işitiriz seslerini, konuşurlar
tıpkı bir zamanlar bizlere konuştukları gibi,

ve tebessümlerini görürüz, tıpkı eskisi gibi,
ve ağarmamış saçlarını, sanki canlıymış gibi.


Çeviren: Mete Güre

Katkıda bulunanlar